24 Mayıs 2012 Perşembe      Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle
 
 
 
 

 
 
 
 
Can Ataklı   
30 yıl önce Suriye’de Kenan Evren de aynısını yapmıştı
07 Şubat 2012 Salı  

Suriye hiç demokrasi ile yönetilmedi. Önce Hafız Esad, tam bir diktatöre yakışır biçimde yönetti Suriye’yi, şimdi de oğlu Beşar Esad aynı yolu izliyor.

Suriye’deki rejimin sonu yok elbette. Yıkılması çok uzun sürmez.

Ancak Suriye konusunda Türkiye’nin bugün aldığı tavrın benzeri hatta aynısı 30 yıl önce de yaşanmıştı.

Beşar Esad üstelik Mevlit Kandili gecesi Humus’a büyük bir saldırı düzenledi. 300’ün üzerinde insan öldüğü ileri sürülüyor.

30 yıl önce de Hama’da büyük bir ayaklanma başlamıştı.

Yine aylardan şubattı. Suriye’de ayaklananlara Suudi Arabisan’dan silah ve para yağıyordu.

Bu silahlar ve para tıpkı bugünkü gibi yine Türkiye üzerinden geçiriliyordu Suriye’ye.

Ancak Suudi Arabistan’ın parası da gönderdiği silahlar da Suriye’de Baas Partisi’ne karşı ayaklananların başarıya ulaşmasına yetmedi. Bugün 30 yıl önce olanların aynısını yaşıyoruz. Suriye’deki ayaklanan kesime yine bazı Arap ülkelerinden para ve silah gönderildiği ileri sürülüyor.

İlginç olan, bu iş için yine Türkiye’nin merkez seçilmesi.

Suriye muhalefeti hem askeri hem de sivil kadrolarıyla Türkiye’de konuşlanmış durumda.

İddialara göre Suriyeli muhalif subaylar bizzat Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denetim ve gözetiminde Antakya’dan Suriye’ye gönderiliyor. Tekrar geri gelen muhaliflerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait araçlarla taşındığı da ileri sürülüyor.

Peki Türkiye’nin Suriye’ye bu ilgisi neden?

Çünkü başta Amerika olmak üzere Batı’nın önde gelen devletleri Suriye’de rejimin yıkılmasını istiyor.

Suriye Hafız Esad döneminde Sovyet sistemini arkasına almıştı. Bu nedenle NATO için bir tehditti.

Aynı Suriye bu kez oğul Esad yönetiminde, ama bu kez komünist olmayan Rusya’nın himayesinde. İran’la ilgili imha projeleri planlayan Amerika ve Batı için İran’dan önceki son kale Suriye’nin mutlaka düşürülmesi gerekiyor.

Bu amaçla son aylarda müthiş bir medya propagandası ile Suriye aleyhine uluslararası bir kamuoyu oluşturuluyor.

Perde arkasında ise Suriye’ye ani bir askeri müdahale planları var. “Katliamı önleme” veya “İç savaş tehdidini ortadan kaldırma” ve en sonunda “Suriye’ye demokrasi getirme” gibi parlak görüşlerle Türkiye olayın içine itilmeye çalışılıyor.

Türkiye bundan mutlaka uzak durmalı.

Erdoğan’ın, bugün yargılattığı Kenan Evren’in 30 yıl önce yaptığını yapmaması Türkiye’nin güvenliği ve esenliği için gereklidir.


*****


Evren’in Suriye politikası PKK’yı palazlandırmıştı

Türkiye ile Suriye hiç dost olmadı.

Biz Suriye’ye eyaletimiz gibi baktık. Suriye de Osmanlı döneminde esaret altında yaşadığına inandığı için bize hiç güvenmedi.

Hafız Esad’ın 1970’lerden itibaren Sovyetler’e yanaşması ve İsrail ile savaşa tutuşması da zaten Amerika ve Batı için affedilmeyecek unsurlardı.

Bir NATO üyesi olan Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri de Suriye’ye karşı hep dikkatli oldu.

En uzun kara sınırımızın ayırdığı Suriye ile yüzlerce kilometre kesintisiz çekilen dikenli tel hattı ve tamamı mayınlı olan bölge zaten bunun en tipik göstergesi.

Bundan 30 yıl önce Suriye tıpkı bugünkü gibi “dış güçler” tarafından karıştırıldığında o dönem Türkiye’nin tek hâkimi Kenan Evren ve diğer komutanlar, tereddütsüz Suriye’nin karşısında yer almışlardı.

Bugün bir terör örgütü olarak da bilinen Suriye’deki Müslüman Kardeşler Örgütü o tarihlerde Türkiye tarafından desteklenmiş, eğitilmiş ve Türkiye topraklarındaki kamplarda kalmaları sağlanmıştı.

İç karışıklığı atlatan Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad buna misilleme olarak PKK’ya kucak açmış ve Türkiye’de Müslüman Kardeşler’e sağlanan olanakların aynısını PKK’ya sağlamıştı.

PKK ve lideri Abdulah Öcalan bu sayede Suriye’de hatta Başkent Şam’da uzun süre kalabilmişti.

PKK militanları da şimdiki gibi Kuzey Irak topraklarında değil Suriye’deki kamplarda kalıyor, eğitim görüyor ve sınırı geçerek Türkiye’de eylem yapıyordu.


*****


Uludere’nin hesabını soramadan Humus’u konuşamayız

Suriye’de olup bitenlere çok öfkeleniyoruz.

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişeri Bakanı hemen her gün Suriye ile ilgili açıklamalar yapıyor.

Bir yıl önceyse aynı isimler Türkiye Suriye kardeşliğini anlatıyor, bir Erdoğan Suriye’ye gidiyor, bir Esad Türkiye’ye geliyordu, ama maya tutmadı.

Suriye Amerikan çıkarlarını bozmaya devam etti.

Haliyle biz de dostluğu bozduk.

Suriye’de yaşananları kendi iç işimiz gibi görüyoruz.

Amerika ve Batı Suriye’ye Türkiye’nin müdahale etmesini istiyor. Bu haberler yalanlanıyor ama, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Demek ki bazı talepleri var. İktidar ise sanki bir şey bekliyor gibi.

Suriye’deki olayları medyanın yansıtış biçimi de çok ilginç.

Esad halkını bombalıyor, katliam yapılıyor, vahşet gibi başlıklar atılıyor.

İktidar yetkilileri de bu tanımlamaları çok kullanıyor.

Ama Türkiye’den çıkıp bir de dışarıdan bakarsak, Uludere’yi nereye koyacağız?

Ya da Genelkurmay Başkanı’nın kasım ayında açıkladığı üzere “270 teröristin bombalamalarla etkisiz hale getirilmesini” nasıl anlatacağız.

Çünkü sonuçta biz de “terörle mücadele” diyoruz, Esad da öyle.

Yani bize göre Türkiye’de ayaklanmaya kalkan bu nedenle de askeri birliklere saldıran, polisi vuran, sağa sola bomba koyanlar terörist, ama aynısını Suriye’de yapanlar özgürlük savaşçısı, demokrasiye susamış kitleler.

O zaman olmuyor işte.


*****


Medya neden bu kadar düşman?

Dikkat ediyor musunuz, bizim medyamız Suriye konusunda çok şahin.

Tıpkı Amerikan medyası gibiyiz. Ya da Suriye’den rahatsızlık duyan Arap ülkeleri gibi.

Haberler korkunç. Her gün yeni bir katliam haberi. Ölenler, işkence görenler, parçalananlar, bombalananlar. İçimiz kalkıyor.

Ama bir şey çok garip. Dünyanın her yanından, hatta Kuzey Kore’den bile görüntü alabilen medya sıra Suriye’ye gelince başarısız.

Elbette tank görüntüleri, dövülenler, sürüklenenler ile ilgili bazı fotoğraf ve videolar var ama, bunlar gerçekten Esad’ın adamları mı yoksa karşı taraf mı pek belli olmuyor. Örneğin Bin Ladin’in mağarada çektirdiği video görüntülerine bile ulaşan El Cezire televizyonu çatışmalardan görüntü veremiyor doğru dürüst. Oysa muhabirleri çok güzel anlatıyorlar. “Dakikada 6 havan topu düştü” diyorlar. Görüntü yok, ses kaydı da yok. Peki bunları gönderemeyenler yazılı haberleri hangi yolla gönderiyor acaba?

32 yıl önce 12 Eylül darbesi olduğunda Türk ve yabancı gazeteciler onlarca rulo görüntüyü Türkiye’den kalkan ilk uçaklara gizlice sokmayı başarmışlardı. Teknoloji şimdi çok ileri ama Suriye’den her nasılsa doğru dürüst bir görüntü kaçırılamıyor. Garip değil mi bu?

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
     
  Bize İnanan Güvenen Mahcup Olmaz  
   
  Kırcamisi Antalya’nın Hayallerinden Ötesi Olabilir
     
  Vah Gülben Vah  




Son Zamlardan Sonra Sigarayı Bırakmayı Düşünüyor musunuz?
Evet
Hayır
 Sonuçları göster   
 
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım
 
Şarkıcı Demet Akalın
     
  İzmirli Emlakçının Türkücü Sevgilisi  
 
Şanatçı Gülben Ergen
 
Oyuncu Tolga Karel
  Dünyanın yeni kaplanı Türkiye
2   Askerlik sil baştan
3   Muhteşem vefa!
4   Altında kritik seviye 1490 dolar
5   KKTC Turizmi için Byturco'dan tarihi çağrı
6   Memur eylemine polis müdahalesi
7   TRT'den son dakika açıklaması
8   Dikkat! Bugün grev var
9   Babacan: S&P'yle sözleşmeyi ...
10    Facebook Ölüm fermanını imzaladı
  KKTC Tarihi Bir Fırsatı Yakalar Mı?
2   Askerlik sil baştan
3   Dikkat! Bugün grev var
4   KKTC Turizmi için Byturco'dan tarihi çağrı
5   Antalya Caddelerinde Hız ...
6   İki Dirhem Bir Çekirdek Güzelyurt'ta
7   TKÖD'den Bebek Koltuklarıyla İlgili Broşür
8   Altında kritik seviye 1490 dolar
9   Muhteşem vefa!
10   Babacan: S&P'yle sözleşmeyi ...
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |    ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM
 
RSS  Add to Google   Byturco.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı By Turco sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama