09 Şubat 2012 Perşembe      Günün haberleri   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle
 
 
 
 

 
 
 
 
Can Ataklı   
Demokrasi adı altında kalite yok ediliyor
23 Ağustos 2010 Pazartesi  

Sevgili okurlar; AKP iktidarının özellikle son 3 yılında en çok duyduğumuz kavram demokrasi. İktidar adeta demokrasi ile yatıyor demokrasi ile kalkıyor. İktidar yandaşları ile onlarla hareket eden sözde liberallerin de dilinden düşmeyen bir kavram demokrasi. Peki bu gerçek mi?

İçi boşaltıldı

Hayır; ne iktidarın ne yandaşların söylediği demokrasi, gerçek demokrasi olmadığı gibi bu, gerçek demokrasiyi de katleden, demokrasinin içini boşaltan, ama özellikle düşük eğitimli kitlelerin beynini yıkayan bir popülizmden başka bir şey değil.

Cemaatler-tarikatler

İktidar, her ne kadar gömlek değiştirdiğini, fikren değiştiğini söylese de, geçmişten gelen siyasi kültürün yoğun etki ve baskısı altında. Dini temel alan, siyaseti bu eksende sürdüren bu anlayışın üzerinde bir cemaat, tarikat baskısı olduğu da inkâr edilemez bir gerçektir.

Demokrasi olmaz

Eğer bir toplulukta, temel eksen dini siyaset ise, burada demokrasi olması mümkün değildir. Çünkü dini siyasette, demokratik kuralların yerini dini hiyerarşi alır. Dini hiyerarşide de ana kural biattır. Sormak, sorgulamak, karşı çıkmak, eleştirmek asla olmayacağı gibi istisnası bile düşünülemez.

Demokrasi oyunu

Ancak, eksen din olsa da, günümüz sosyal yaşamında, demokrasi dışı bir uygulamayı zorlamak olanağı yoktur. O halde, demokrasi laf olarak kullanılacak hatta bir tür beyin yıkama propagandası ile kitleler “demokrasi” konusunda baskı altında tutulacaktır. Burada hedef eğitim düzeyi düşük ama kalabalık kitlelerdir.

Hedefe giden araç

İlahi bir hiyerarşinin hüküm sürdüğü din temelli siyasette demokrasi ancak “hedefe giden yolda binilen bir araç” olarak görülür. Nitekim iktidarın lideri, zamanında bunu açıkça ifade etmiş ve “Demokrasi bir tramvaydır, hedefe vardığımızda ineriz” demişti. Bugün bu tramvay son durağa artık çok yaklaştı.

Kitleleri kandırmak

Bu durumda, tramvayın da kitlelere anlatılması gerekir. İşte bugünkü iktidar, demokrasiyi anlatmaya önce argoda “garibanizm” olarak tanımlanan, en ucuz popülizmden başladı. “Öteki” adını verdikleri, eğitimsiz, bilgisiz, çoğu mesleksiz, meraksız, içinde isyan barındıran ama baş eğmeye uygun milyonlar hedef seçildi.

Demokrasi tanımı

1950’lerde, demokrasi “herkesin istediğini yapması” olarak tanımlanıyordu. Demokrasi konusunda hiç bilgisi olmayan kitlelere “benzer bir garibanizm” o yıllarda da uygulanmış ve ezildiğini hisseden kitlelere “siz de diğerleri gibi istediğinizi yapabilirsiniz” mesajı verilmişti.

Bilgi temelsiz olunca

İşte, hâlâ demokrasiyi tartışıyor olmamız ve hâlâ hazmedememizin temelinde bu yatıyordur. 50’li yıllarda sokaklarda nara atanlar bile “artık demokrasi var istediğimi yaparım” diye savunuyordu kendini. Demokrasi bilinci Türkiye’ye temelsiz olarak girmişti bir kere.

Önemli olan kalabalık

Bugünkü iktidar ise, artık bu yöntemi uygulayamaz, çünkü bunun modası geçti. Yeni moda demokrasiyi “kalabalıkların gücü” olarak algılamak. Mantık şu: Demokrasinin en önemli kurumu seçim ve seçimde en çok oy alan kazanıyorsa, o halde demokrasiden nasibini almamış kitlelerin etkilenmesi en temel çıkış yoludur.

Sağın temel prensibi

Aslına bakarsanız, oy çokluğuna dayalı demokrasi anlayışı, tüm sağ görüşlerin de temel ilkesidir. Çünkü kitlelere demokrasi en iyi ancak bu yolla anlatılır. Bugünkü iktidar ise, bu genel kuralı üstüne bir de dinsel soslar ekleyerek pekiştirdi. Ortaya çıkan sonuca da hiç çekinmeden “Milli irade” damgasını vurdu.

Demokrasi tanımı

Oysa demokrasi sadece oy çokluğundan ibaret değildir. Hatta oy çokluğu görünüşte demokrasinin temelini oluştursa da, gerçek demokrasiyi yaratan faktörlerin belki de en sonuncusudur. Demokraside tekel faktör eşitlik ve kalitedir. Azınlığın haklarının korunmasıdır. Çoğunluk değil çoğulculuk önemlidir.

Demokrasinin kullanımı

Aslına bakarsanız, demokrasi eşitlik rejimidir belki ama işin özünde “eşitlerin” rejimidir. Günümüz koşullarında bir ülkede tüm halkın henüz eşit duruma gelemediğini göz önüne alırsak, demokrasi bu eşitliği sağlamaya yönelik kullanılmaktadır. Tarihin ilk demokrasisi böyleydi.

Yunan ve Roma örnekleri

Eski Yunan ve Roma da demokrasi vardı. Ama bu demokrasi tüm halkı kapsayan değil, kendi aralarında bir tür eşitliği sağlamış daha üstün kesimler arasındaydı. Ama buna rağmen demokratik olarak alınan kararlar, aynı zamanda tüm halkın da yararlanmasına sunulurdu. Buna elitist demokrasi deniyor.

Yeni demokrasiye geçiş

Fransız İhtilali’nden sonra dünya çok hızlı bir değişim yaşamaya başladı. Üretimin gelişmesiyle burjuvazinin, üretim için gerekli emek gücü nedeniyle işçi sınıflarının doğması, kent yaşamının kırsaldan daha önemli ve etkin hale gelmesi siyaset bileşenlerini de ciddi biçimde etkiledi, demokrasi anlayışında devrimler yarattı.

Elit değil tüm halk

Yeni demokrasi anlayışının temeli artık sadece elitlerin değil tüm halkın katılımıydı. Ancak bu demokrasi mücadelesinde “aydınlanma çağını” da yaşayan batı, halkın bağrından, iyi yetişmiş, eğitimli, üretken, yaratıcı kimlikleri öne çıkardı. Bu bir tür “halkın elitleri” olarak tanımlanabilir.

Batı bunu halletti

Fikren aydınlanmış batı toplumları, demokrasi yolunda “kalabalık” kitlelerin oy çokluğu ile iktidar olması yerine, az önce saydığım nitelikleri taşıyan kişilerin önderliğindeki siyasi hareketlerin arkasına düştü. Böylelikle ucuz popülizmin yerini, kalite aldı. İktidar olmak tesadüfe bırakılmadı.

Bugünkü demokrasi

Başta Amerika olmak üzere, batıda siyaset kadroları, elbette halkın içinden çıkar ama, belli bir kalitenin altında kalanları siyaset arenasında bulamazsınız. Çünkü batı toplumları cemaat anlayışını çoktan aşmıştır ve insanlar toplum çıkarı için çalışacak olanları siyasette görmek istemektedir.

Görünmeyen engeller

Basit bir örnek vermek istiyorum. Amerika’da hiç kimse tesadüfen başkan seçilemez. Burada görünmeyen, yazılı olmayan kurallar vardır. Başkan adayı olacaklar Harvard, Yale gibi çok önemli üniversitelerden mezun değillerse buna cesaret bile edemezler. Olmaya kalksalar bile kimse ciddiye almaz.

Feodal demokrasi

Türkiye’de ise, ne yazık ki Atatürk’ün başlattığı “aydınlanma hamlesi” henüz başarıya ulaşmadığı için, demokrasimiz de “feodal” olmaktan kurtulamıyor. Nasıl eskiden en kalabalık aşiretler, aynı zamanda en güçlü ve egemen aşiretler oluyorduysa, şimdi de, en kalabalık partiler iktidar olabiliyor.

Kalite, üretkenlik yok

Ancak, aşiret düzeni türü demokrasi uygulandığında ise başta kalite olmak üzere, üretkenlik, yaratıcılık, estetik geride kalıyor. Ki zaten, bu yolla iktidarı oluşturan kitlelerin bu konularda da fazla talepleri olmuyor. Kitleler, sadece günlük çıkarlarını düşünüyor ve bu yolda atılan adımlardan çok mutlu oluyorlar.

Kişisel çıkarlar

Bu tür demokrasilerde kişisel çıkarlar ön plana çıkar. İktidar sahipleri ise “çağdaşlık, gelişme, yaratıcılık” kavramlarını sadece “taklit” ederek kullanırlar, ama popülist söylemlerle, kendi kitlelerini olduğu kadar geri kalanları da etkilerler. Bugün Türkiye’de yaşanan budur.

Demokrasi bu mu?

Dünyadaki demokratik hamleleri izleyince Türkiye’de yaşananlar, insana ister istemez “Demokrasi bu mu, Türkiye’de halk böyle bir demokrasiyi mi hak ediyor?” diye sorduruyor. Çünkü, eğitimli nüfusu birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan fazla olan Türkiye’de “kalite, üretkenlik, yaratıcılık, estetik” tamamen “sayısal” nedenlerle eksik kalıyor.

Kısa bir ara

Sevgili okurlar. Bir yılı aşkın süredir aralıksız sizlerle birlikteyim. Bu arada iki ayrı televizyon kanalında sürekli programlara katılıyorum. Değişik kanallardaki tartışma programlarında da görüyorsunuz beni. Ayrıca çeşitli sivil toplum kuruluşlarının toplantılarına da katılarak konuşmalar yapıyorum. Biraz dinlenmem gerek. İki hafta sonra görüşmek üzere.

Hepinize iyi haftalar dilerim.

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Üye girişi yapmadınız. Misafir olarak yorum ekleyebilirsiniz.

Bu yazı henüz yorumlanmamış...


 Yazarın Diğer Yazıları
 
     
  Çanlar Esad İçin Çalıyor  
   
  Bodrum’un Halleri, İzmir’in Crowne Plaza’sı
     
  Erol Köse Herkes Şaşırıyor Bu İşe  




Son Zamlardan Sonra Sigarayı Bırakmayı Düşünüyor musunuz?
Evet
Hayır
 Sonuçları göster   
 
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN
 
FRANSA CUMHURBAŞKANI SARKOZY
     
  40’ından Sonra Azan Ünlü Yapımcı  
 
OYUNCU KIVANÇ TATLITUĞ
 
Şarkıcı söz yazarı YILDIZ TİLBE
  Karın yağlarını eriten Türk mucizesi
2   500 bin kart borçlusuna af!
3   Meclis'te 'işgal' kavgayla bitti
4   Finans Merkezi'nin sır gibi ...
5   TEM ulaşıma kapandı!..
6   Jandarma Son Anda Kurtardı
7   Tüyler Ürperten Günlük Ortaya Çıktı
8   Milyonların beklediği tasarıda ...
9   Rogers: Altın düşse bile daha fazla alırım
10   İlgilizlerden Suriye First Lady'sine Mesaj
  İlgilizlerden Suriye First Lady'sine Mesaj
2   Tüyler Ürperten Günlük Ortaya Çıktı
3   Kira gelirine otomatik vergi geliyor
4   Azeri gazında kriz aşıldı
5   500 bin kart borçlusuna af!
6   Rogers: Altın düşse bile daha fazla alırım
7   Jandarma Son Anda Kurtardı
8   Erdoğan 'Bir ucu Ergenekon'a ...
9   Antalya'ya 1 Milyon İskandinav ...
10   Bağışladığı Böbrekle Depremzedeye ...
 
ANA SAYFA   |   GÜNÜN TÜM HABERLERİ   |    ARŞİV   |   ZİYARETÇİ DEFTERİ   |   KÜNYE   |   REKLAM   |   İLETİŞİM
 
RSS  Add to Google   Byturco.com'da yayınlanan her türlü yazı ve haber kaynak belirtilmeden kullanılamaz.  Sayfalarımızda kaynak belirtilerek yayınlanan haberler ilgili kaynağa aittir ve bu haberlerin kopyalanması durumunda, tüm sorumluluk kopyalayan kişi / kuruma ait olacaktır. Başka kaynak veya gazeteden alıntı yazarlar ve site yazarlarına ait yazılardan dolayı By Turco sorumlu tutulamaz. Tasarım & Programlama