1992 yılında Ulusal Birlik Partisi’nden ayrılan 9 milletvekili tarafından kurulan Demokrat Parti’de 8. Olağan kurultayı, büyük coşku ve heyecanla gerçekleştirildi.
Demokrat Parti’nin dün gerçekleştirilen 8. Olağan kurultayda genel başkanlığa yeniden Serdar Denktaş getirilirken, kurultay’da konuşan Demokrat Parti Lideri Denktaş, KKTC’de esas ihtiyacın devletin sil baştan yapılandırılması olduğunu söyledi.
Demokrat Parti tarihine baktığımız zaman 30 Temmuz 1992’de kurulan partiye daha sonra SDP ve YDP katıldılar. 1993 erken genel seçimlerinde Demokrat Parti ilk kez girdiği genel seçimlerden 2. olarak çıkarken, %29,2 ve 17 milletvekiliyle Cumhuriyet Meclisi’nde temsil etme hakkını kazanmıştı. Demokrat Parti,Cumhuriyetçi Türk Partisi ile birlikte koalisyon hükümetini kurmasıyla da 17 yıllık Ulusal Birlik Partisi iktidarını da sonlandırıyordu. Kurulan hükümette DP genel başkanı Hakkı Atun başbakan olarak yer alırken, Serdar Denktaş da Gençlik, Spor ve Çevre Bakanı olmuştu.1996'da DP-CTP hükümetinin bozulmasıyla Dr. Derviş Eroğlu başkanlığındaki UBP-DP hükümetinde küçük ortak olarak yer aldı. 1998 genel seçimlerinde DP 13 milletvekili çıkararak 2. parti oldu ancak UBP'nin TKP'yle hükümeti kurması üzerine ana muhalefet partisi oldu.
Mayıs 2001'de UBP-TKP hükümeti bozulunca yerine UBP-DP hükümeti kuruldu. Önceleri Salih Coşar, daha sonra da ondan başkanlığı devralan Serdar Denktaş bu hükümette başbakan yardımcısı olarak görev yaptılar. 2003'teki genel seçimlerde %12 oyla 7 milletvekili çıkaran Demokrat Parti, CTP'yle kurulan koalisyonun küçük ortağı oldu. Genel başkan Serdar Denktaş, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı oldu. Bu hükümet, 2005 erken genel seçimlerinin ardından devam ederken, UBP ve DP’den istifa eden milletvekillerinin kurduğu Özgürlük ve Reform Partisi’nin CTP ile Eylül 2006’da koalisyon hükümeti kurmasıyla DP’nin iktidar günleri sona eriyordu.
Özgürlük ve Reform Partisi’nin kuruluş aşamasında, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin katkısı olduğu, bazı milletvekillerinin CTP-ÖRP hükümeti kurulurken adaya gelerek arabuluculuk yaptığı iddiaları Demokrat Parti ile AK Parti arasında ilişkilerin gerilmesine hatta kopma noktasına gelmişti. 20 Temmuz 2011’de Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’ye yaptığı ziyarette Serdar Denktaş ve heyetiyle yaptığı görüşmeyle de iki parti arasındaki buzlar erimişti.
Türkiye’den çeşitli partilerden temsilcilerin yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili Salih Kapusuz İle AK Parti Grup Başkanvekili, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın AK Parti’yi temsilen kurultaya katılması kulislerde iki parti arasında sorunların tamamen ortadan kalktığına dair bir mesaj işaret olarak algılandı.
Serdar Denktaş, kurultay’da devletin sil baştan yapılandırılmasının önemini belirtirken, “Tarımından turizmine, kamusundan özel sektörüne kapsamlı bir dönüşüme hazırlanmak zorundayız. Dünya ile bütünleşmek istiyorsak, başımız dik yola devam etmek istiyorsak bu dönüşümü sağlamak zorundayız” ifadeleriyle önümüzdeki günlerde yaşanacak siyasi gelişmelerde etkin olacaklarının da mesajını veriyordu.
Kurultay’da en duygusal an ise Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın mesajının okunduğu anda yaşandı. Divan Başkanı Mehmet Erol Aktoprak, her kurultaya katılıp ilk konuşmayı yapan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın sağlık sorunları nedeniyle bugünkü toplantıya katılamadığını ancak mesaj gönderdiğini belirtti. Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş mesajında, DP’nin ülke siyasetinde dinamik rol oynamasının takdire şayan olduğunu kaydederek, partinin devleti daha özgür ve daha demokrat günlere götürmesini diledi.Denktaş, muhalefetteki herkesin gerçeklerin altını çizerek savunma görevi olduğunu vurguladı ve DP’ye başarı diledi.
Demokrat Parti Genel Başkanlığına yeniden seçilen Serdar Denktaş'ın, kurultaydan aldığı güç ile önümüzdeki günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti genelinde muhalefetin dozunu arttırması bekleniyor.Denktaş'ın olası bir erken seçimde yeni projelerle seçmenin huzuruna çıkarak iktidar olmak için efor sarf edeceğine kesin gözüyle bakılırken; Kıbrıs müzakerelerinin sürdüğü dönemde Cumhurbaşkanı Eroğlu'na verdiği yapıcı katkıyla da ağırlığını daha da hissettirecektir.