Eksi 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan biliyorsunuz “terörist” olduğu suçlamasıyla “arananlar” listesinde. Şu anda hastanede. Çünkü “arandığını” öğrenince yanında korumalarıyla birlikte İstanbul’a gelmek üzere yola çıkarken Bodrum’da gözaltına alınmıştı. Emekli Paşa “GBT” denilen “Genel Bilgi Toplama” sistemine “yakalanmıştı” aslında.
Bu durum Çetin Doğan‘ın tansiyonunu fırlatmıştı. Bu nedenle de hapishane yerine hastaneye gönderilmiş, AKP yandaşı medya da “buna inanmadığını” belirtmişti. Tabii Paşa’nın yaşına başına, daha önce yaptığı görevin konumuna bakmayınca tansiyon yükselmesi onlara “inandırıcı” gelemiyor.
Oysa açık söyleyeyim, hiçbir tansiyon sorunum olmamasına rağmen şu GBT denilen uygulama ile karşılaştığımda benim de tansiyonum yükseliyor. Çünkü hiçbir suçunuz olmadığı halde toplum önünde “şüpheli” gibi algılanmanız son derece rahatsız edici.
Tabii bazı tatlısu vatandaşları “Canım ne var bunda, hepimizin güvenliği” falan gibi abuk cümleler kurmaya çalışıyorlar. Vapurdan çıkıp da yüzlerce kişi arasından durdurulup üstünüz aransın, herkesin içinde mahçup olun da göreyim sizi.
Benim başıma da birkaç kez GBT uygulaması rast geldi. Bunların bazıları Anadolu havaalanlarında oluyor. İstanbul, Ankara, Antalya gibi milyonlarca kişinin geçtiği havalimanlarında GBT uygulaması yok ama örneğin Kayseri’de biniş kartınızı almadan önce polise gidip “aranmadığınızı” kanıtlamak zorundasınız.
Bu yılın başında bir keresinde Kağıthane yolunda durdurdu polis. Yarı kibar bir ifadeyle “İnin arabadan” dedi. “Hayrola” diye sordum. “Güvenlik araması yapıyoruz” dedi. Hiç ses etmedim. “Kollarınızı açın” dedi. Açtım. Haşur huşur üst araması yaptı. Bir polis de arabanın içini aramaya koyuldu.
Birden “Amirim silah buldum” dedi. Silah dediği tabanca. Yan koltukta duruyor zaten.
Hemen etrafım çevrildi tabii. “Ne bu?” dedi polisin biri. “Siz daha iyi bilirsiniz, belinizde var zaten” dedim. Sonra “Elimi cebime sokabilir miyim” diye sordum. Dikkatle izlediler, elimi cebime sokup ruhsatı çıkardım.
“Niye söylemediniz?” dedi polisin biri. “Sormadınız ki, sadece arabadan indirdiniz” karşılığını verdim. “Buyrun gidin” dediler.
Tabii yaşım gereği bunlara çok alışığım. Sonuçta 12 Mart‘ı da 12 Eylül‘ü de yaşamış biriyim. Şimdikilerin pek aklı almaz ama, 12 Mart’ta sokaklarda devriye gezen askerler yanlarında makas taşırlardı. Neden biliyor musunuz, saçı uzun olan erkeklerin saçlarını dipten keserlerdi. O sıralarda ünlü Hair müzikalinin yerli versiyonu sahneleniyor. Neco başrolde. Sokakta gezemezdi, çünkü aynı müzikalde oynayan sanatçılardan biri saçlarını sokakta kaybetmişti.
12 Eylül sırasında da gece çalışıyordum Günaydın Gazetesi’nde. Sokağa çıkma yasağı nedeniyle “özel izin kartlarımız” vardı. Yasak başladıktan sonra eve giderdim. Adım başı arabamız durdurulurdu. Özel kartlarımız incelenirdi ki bu sırada dışarı çıkar ve arabaya ellerimizi koyarak beklerdik.
Bir keresinde arkamdaki askere dönmek istemiştim de, asker namlunun ucuyla sırtımı öyle bir itmişti ki aylarca ağrısı geçmemişti.
Sonuçta sokak ortasında durdurulmak, aranmak, suçlu muamelesi görmek çok tatsız bir şey. Kesin tansiyon yükseltir yani.
*****
PAZAR FIKRALARI
Yıldırım Tuna’dan gelen fıkralarla keyifli ve neşeli pazarlar geçirelim birlikte...
Baykuş
Kuşlara meraklı yaşlı adam bir yaz gecesi evinin balkonunda otururken bir ‘baykuş sesi’ duymuş. Çocukça bir hevesle aynı sesi o da çıkartıp cevaplamış o ötüşü. Kendisine tekrar cevap gelince çok sevinmiş, aynı senaryo ertesi gün de devam etmiş. Bütün bir yaz boyu yaşlı adam ve onun bilinmedik ‘tüylü arkadaşı’ karşılıklı ötüşüp durmuşlar. Bir gece yaşlı adam baykuş arkadaşıyla karşılıklı ötüşerek oynaşırlarken karısı da evinin bahçe duvarına yaslandığı komşusu ile sohbete başlamış, “Kocam her şeyi bir kenara bıraktı, bütün gecelerini baykuşlarla karşılıklı ötüşerek geçiriyor” diye şikâyete başlamış. “Aa? Çok ilginç” demiş komşusu, “Benimki de aynen öyle!”
Güzel haber
Ciddi tıbbi şikâyetleri olan adamın tepeden tırnağa tahlilleri yapılmış. Elinde raporlarla odasına gelen doktor “Size bir kötü bir de iyi haberim var” demiş, “Hangisini önce söylememi istersiniz?” Adam “Bana her şeyi apaçık söyleyin doktor” diye cevap vermiş, “Öleceğim değil mi?” Doktor “Evet, ölmek üzeresiniz.. Tedavisi mümkün olmayan, Dünyada çok seyrek görülen bir hastalığınız var, bunun ilacı da yok.. Üzgünüz tıp olarak yapacak bir şey de kalmadı.” Adam “Aman Tanrım” demiş perişan halde, “Konuşmanızın başında bir de ‘iyi haber’den bahsetmiştiniz? Neydi o?” Doktor “Oh, evet unutmuştum” demiş “Size bakan o genç, harika hemşire hanım var ya, bu gece onunla yemeğe çıkıyorum!..”
Yaş 103
Adam 80 yaşında olmasına rağmen her gün golf oynuyormuş, bir gün eve gelmiş “Bitti artık” demiş. “Gözlerim artık iyi görmüyor, topun nereye gittiğini bilemiyorum, golf hayatım da bitti artık.” Bu duruma üzülen karısı “Yanında ağabeyimi götürsene” teklifinde bulunmuş. “Ama o 103 yaşında, hafızası da çok zayıfladı?” diye cevap vermiş adam. “Tamam da gözleri hâlâ müthiş görüyor, o sana yardım eder” karşılığını vermiş karısı. Ertesi gün iki ihtiyar birlikte golf sahasına gitmişler, adam topu dikip vurmuş, top havada süzülerek uzaklaşmış. “Topun nereye gittiğini gördün mü?” diye sormuş adam, “Evet, gördüm” diye cevap vermiş kayınbiraderi, “Gözlerim süperdir.” Diğeri sormuş. “Peki nerde?” Kayınbirader cevaplamış “Valla unuttum!..”
Yalan söylüyor
Harry aynı hafta içinde 3. kere büroya geç gelince patronu sinir içinde odasına gelerek “Bu sabahki hikâyen ne Harry?..” diye sormuş, “Bari bu sefer geçerli bir mazeret duyalım..”
“Bu sabah her şey aksi gitti efendim..” diye başlamış Harry, “Karım beni istasyona bırakmayı teklif etti, 10 dakikada hazırlandı ve çıktık.. Köprü tıkanmıştı nehri yüzerek geçmek zorunda kaldım.. Bakın elbiselerim hâlâ ıslak.. Havaalanı kıyısına çıktım, oradan helikopter kiraladım, o beni yandaki radyoevinin çatısına iple sarkıttı, çatıdan pencerelere yapışarak indim ve geldim efendim..”
“Yalan söylüyorsun Harry” demiş patronu. “N..Nerden çıkardınız efendim?..” demiş Harry. “Şuradan belli ki hiçbir kadın 10 dakikada hazırlanıp evden çıkamaz!..”
Kısacıklar
- Karıcığım.. İkimiz de birbirimize ne kadar yakışıyor ve ne kadar uyumlu aşk yapıyoruz değil mi?
- İkiniz de kahrolun inşallah.. Al o fahişeyi defolun evimden sapık!.. Aa, nerde görülmüş bu?.. Karısına göstere göstere!..
***16 yaşında bir kız evde mininin minisi bir bikini giymiş.. Sade ip varmış her yanında “Ne düşünüyorsun bunun hakkında anne?” diye sormuş. “Ben senin yaşında iken bunu giyseydim” demiş annesi “Sen şu anda beş yaş daha büyük olurdun!”
***G Noktası adında bir gece kulübü açılmış, ama bomboş ve sinek avlıyor.. Yerini kimse bulamıyor tabii..