Farklı insanların belli alanlarda zeki olduğunu başarılı olduğunu görürüz, duyarız, biliriz. Peki, onlar neden başarılı olmuşlardır? Neden iyi bir sanatçı, iyi bir bilim adamı, başarılı bir sporcu, akademisyen, ressam, hatip olarak alanlarında en başarılı insan olmuşlardır. Zeki olmak, hangi alanda başarılı olacağını bilmek, bilim adamlarının, aslında tüm insanların ilgilendiği bir alandır.Bu istek, insanların başarılı olma arzusundan kaynaklanır aslında.Zekanın ne olduğu,kimlerin hangi alanda daha başarılı olacağı konusunda geçmişten günümüze farklı görüşler,yaklaşımlar vardır.Geçmişte zekânın yalnızca sayısal ve sözel becerilerden ibaret olduğu düşünülürdü.Araştırmalar,tecrübeler ve gelişmeler zekânın sadece sayısal ve sözel becerilerden oluşmadığını ortaya koymuştur.Günümüzdeki bilimsel gelişmeler,beyin üzerindeki araştırmalar,insan beyninin işleyişine ilişkin yeni bulgular elde etmiştir.Her insanın bir alanda zeki ve yetenekli olduğu sonuçlarına varılmıştır.Bu bulgulara göre insan zekâsının sekiz farklı boyutu vardır:sözel,sayısal,görsel, densel, içsel,müziksel,doğa ve sosyal zekâ.Her bireyin en başarılı olabileceği bir alanın olduğunu bilim ortaya koymuştur.Bu yetenekler farklı yollarla ortaya konulabilinir,keşfedilebilinir.Kimilerinin görsel,kimilerinin bedensel...zekâları diğer zekâlarından daha çok gelişmiştir.İnsanlar arasındaki kişilik farkları da bundan dolayıdır.İşte bu yüzden her insan farklıdır ve becerilerini farklı alanlarda gösterir.Dolayısı ile çocuklar ebeveynlerin yönlendirme ve zorlamalarıyla değil çocukların ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitilmelidir.İşte o zaman nitelikli ve başarılı bir toplum olabiliriz.Zeka türlerinin tümü bir insanda aynı oranda bulunacağı gibi bazıları daha baskın olabilir.Bunun sonucunda da insanların bireysel farklılıkları belirginleşir.Eğitim sistemimiz çoğunlukla sözel yada sayısal,ağırlıklı olarak da sayısal ve soyut zekâ yapısı daha güçlü öğrencileri ön plana çıkarmakta ve ödüllendirmektedir.Diğer zekâları güçlü olan çocuklar ise genel olarak “orta ve tembel” öğrenci damgası ile cezalandırılıyorlar.Çünkü eğitim sistemi,koşullar ve imkanlar bu sonucu doğuruyor.Oysaki eğitim hayatı boyunca başarısız damsını yemiş bir çok kişi, gelişmiş zekâ alanına uygun alanlarda çalışma imkanını ya da şansını bulduklarında örnek gösterilecek düzeyde başarılar elde etmiştir.İlköğretim ya da lise mezunu olup ama aynı alanda üniversite mezunu ya da kariyerini daha da ilerletmiş bir çok kişiye göre daha büyük başarılar elde etmiş yüzlerce insan vardır.Bunlar tesadüf değildir.Bir de gelişmiş zekâ alanına uygun eğitimini ve kariyerini tamamlamış ve aynı alanda çalışmaya başlamış bir insanın başarısının ne kadar büyük olacağını görmek lazım.Çevremizdeki insanların çoğunun eğitim aldıkları alanda değil de farklı alanlarda daha büyük başarılar göstermiş olmaları zekâ alanlarına uygun çalışma ortamlarına girmiş olmalarındandır.Sözel,görsel ve sosyal zekâsı belirgin olan bir çocuğun tiyatro ve sinema alanında gelişmesini;müziksel ve bedensel zekâsı belirgin olan bir çocuğun müzisyen ve sporcu olmasını engellemeyelim.
Çoklu zekâ kuramı, aslında hepimizin zeki olduğunu ama bunu farklı alanlarda gösterebileceğimizi ortaya koyuyor. Eğitim sürecinde öğrenciler her alanda etkinliklere katılmalıdır. Bunlar iyi gözlemlenmeli ve çocuklarında kendilerini tanımaları sağlanmalıdır. Öğrenciler her alanda beceri elde ettikleri gibi becerilerinin ve zekâsının daha yatkın olduğu ilgi duydukları alanlara yönlendirilerek bu alanlarda ağırlıklı eğitimlerinin yapılması sağlanmalıdır. Başarı ölçütleri ağırlıklı eğitim gördükleri bu alanlarda değerlendirilmelidir. Örneğin müzik, resim ve beden eğitimi derslerinde belirgin bir biçimde başarılı olan öğrenciler için hiçbir eğitici ve geliştirici tedbir koşulları yoktur.
Bir öğrenci tabii ki bütün temel dersleri görmelidir. Ancak ağırlıklı olarak zeki olduğu alanlarda değerlendirilmelidir.Matematikte,geometride…Başarılı olamayan ama iyi bir sporcu olabilecek bir çocuk,neden başarılı olacağı alanda daha fazla ders saati görmesin!Neden eğitim sistemimiz bu çocuğu ısrarla matematik ve geometri üzerinden “zeki yada zayıf” olarak notunu versin!Bireysel ve yaratılış özelliklerine göre bedensel becerilerinde gelişmiş ve zeki olan bu öğrenciye sistem gereği “zayıf” notunu vermek haksızlık değil midir? Maalesef eğitim ortamlarımız tek tip öğrenci yetiştirme ve değerlendirme fabrikası gibidir. İnsanın doğasına ve yaradılışına aykırı bir eğitim ve değerlendirmedir. “Eğitim alanları, ağırlıklı ders saatleri ve değerlendirmeler çocukların bireysel farklılıkları ve özelliklerine göre planlanmalıdır.” Ancak o zaman, küresel dünyada sesini duyuran, büyük başarılara imza atan, işinde mutlu bireyler yetiştirebiliriz.