Son yıllarda Ramazan ayının büyük bir bölümünü İstanbul’da geçirmek nasip oluyor.
Bu Ramazan ayında da son iki haftanın tamamına yakınını İstanbul’da geçirdim. Bu şehri yakından tanıyan biri olarak, bu şehirde oruç tutmak, farklı mekanlarda dostlarla iftar açmak, bana ayrı bir keyif veriyor.
İstanbul’un, Ramazan ayına farklı bir şekilde hazırlandığını düşünüyorum.
Tarihi mekanlar, ibadethaneler başta olmak üzere, yerel yöneticilerde İstanbul’u Ramazan ayının ayrı bir mistik havada geçmesi için özel bir gayret gösteriyorlar.
İstanbul halkı da esnafıyla, memuruyla her türlü vatandaşıyla bu mistik hava içerisinde İstanbul’un keyfini çıkarırken, toplumun her kesminde her türlü mekanında mutlaka Ramazan ayına özel bir farklılıkla karşılaşıyoruz.
Fatih Belediyesi’nin eski gelenekleri yeniden yaşatmak için mahallelerde sokak komşularının katılımıyla gerçekleştirdiği, mahalle aralarında, sokaklarda kurulan iftar sofralarında, mahalle sakinleri kendi evlerinde yaptıkları yemekleride getirerek, komşularıyla birlikte açılan iftar sofralarında özlenen komşuluk dayanışmasının en güzel şekilde sergilenmesini, bence tüm yurt genelinde tüm belediye başkanları gelecek yıl örnek alarak uygulamalıdırlar.
Sultanahmet ve Beyazıt’taki etkinlikler, Eyüp Sultan’daki ziyaretçi akınının 24 saat sürekliliği, burada cadde ortasında meydanlarda kurulan içiçe iftar sofralarını, ezanın okunmasıyla yaşanan hareketlilik, canlı yayınla iftar ve sahur programı yapan TV kanallarının getirmiş olduğu ortam, meraklı seyircilerle ayrı bir güzellik oluşturuyor.
Hareketlilik Ramazan ayına özel ortam, Anadolu yakasında Beykoz’da, Üsküdar’da, Kartal’da, Kadıköy’de, İstanbul’un yeni gözde beldesi Riva’da, her ilçede her semtde de ayrı bir güzellikte...
Avrupa yakasındaki büyük alışveriş merkezleri, Sarıyer, Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu, hele hele İstiklal Caddesi’nde Ramazan’a özel etkinlikler ünlü mekanların iftar sofraları, İstanbul’un Ramazan ayını farklılaştırıyor.
Bütün bunları Ramazan ayında yaşarken 12 Eylül’de yapılacak referandumla ilgili tüm partilerin kıyasıya ‘EVET’-‘HAYIR’ için yaptıkları propaganda çalışmalarında koca şehirde huzur var. Asayiş Berkemal...
İstanbul polisinin tüm il genelinde sergilediği başarılı tabloyu da sizinle paylaşmak istiyorum.
Ardıardına yapılan yürüyüş ve mitinglerde polisin hassasiyeti, vatandaşla katılımlarda birebir ilişkisindeki nezaketi, gece asayiş ve trafik ekiplerince yapılan uygulamalardaki kibar davranışlar alkışlanacak bir uygulama...
Bunda yıllar önce Antalya’da başarılı bir Emniyet Müdürlüğü sergileyen ve hizmetlerini yakından takip edip tanıdığım Hüseyin Çapkın Müdürün katkısı kendisini gösteriyor.
Antalya Emniyet Müdürü olmadan Yozgat ve Mersin Emniyet Müdürlüklerini yapan daha sonra genç yaşında Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevini sürdürüp Antalya’da Emniyet Müdürü olarak büyük hizmetler verip, Antalyalılar’ın sevgisini kazanmıştı. Antalya sonrası da Hüseyin Çapkın Müdürün, Gaziantep, Manisa, Adana, Bursa ve İzmir illerinde de başarılı hizmetler verirken hem yöre halkının hem de birlikte çalıştığı polislerin sevgisini kazandığını yakından bilenlerdenim.
İzmir'de birlikte çalıştığı ekibinden, Asayişden Sorumlumlu Emniyet Müdür Yardımcısını, Asayiş Şube Müdürü ve Yardımcısını, Terörle Mücadele Şube Müdürünü, Trafikten Sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısını, Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürünü de İstanbul’a birlikte götüren, bu başarıyı tüm ekibiyle birlikte İstanbul şehrinde de sergilemesinden dolayı Sayın Çapkın’ı yürekten kutluyorum.
Koca İstanbul’un her ilçesinde her semtinde yaşanan bu huzur ortamını kendi gözümle görüp yaşadığım için sizinle paylaşmanın bir sorumluluk olduğuna inanıyorum.
Emniyet camiasında ‘duayen’ olarak kabul edilen, İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Hüseyin Çapkın’ın, hükümetin yaş haddinden emekli olmaması için uyguladığı özel prosedüründe ne denli haklı olduğunu İstanbul’da ‘Asayişin Berkemal’ olmasıyla görüyorum.