Kahramanımız ünlü mü ünlü bir iş adamı, parasının hesabını yapamayacak kadar zengin mi zengin.
Severek evlendiği eşinden biri 3 yaşında Kız, diğeri 4 yaşında Oğlan iki çocuğu var. Çocuklar daha ilkokul çağına bile gelmemişken arkadaşlarının ısrarı ile, büyürken dadılarından illa yabancı dil öğrensinler diye, uzakdoğu'dan bir dadı getirtti.
Oda sorunu olmayan İstanbul'daki boğaza bakan malikanenin bir odası yeni dadıya tahsis edildi. Eşi de kendisi de çocuklar da çok mutlu olup yaşamlarına devam ederken, çocuklar dadılarından mükemmel İngilizce de öğreniyorlardı. Bu arada dadı evin sahibi iş adamını gözüne kestiriverdi.
Önceleri iş adamımızın ilgi odağı olmayan uzak doğulu dadı, cilveleriyle bir anda iş adamımızın ilgi odağı oluverdi.
Küçük hediyeler, ikramiyeler derken, bazı geceler artık ikisinin birlikte kaçamaklarına ev sahipliği yapar oluverdi.
Evin hanımının hiç aklına gelmeyen bu yasak aşk, aylar boyu devam edip durdu. Taa ki uzak doğulu bayanda fiziksel değişiklikler başlayınca, karnı şişmeye gidinceye kadar.
Sonra ne mi oldu? Alelacele bir planla memleketine gideceğini söyleyerek evden ayrılan uzak doğulu dadıya, milyarder iş adamı bir ev tahsis etti. Bir kaç ay sonrada İstanbul'un çok sosyetik bir hastanesinde nur topu gibi bir evlat sahip oldular.
Bu arada da oturma izni problem olmasın diye, milyarder iş adamı sevgilisini Türk vatandaşlığına geçmesi için Ankara'daki yakın dostlarına ricada bulundu.
Evin hanımı ise, çocuklarına dadılık yaparken aniden memleketine döndüğünü zannetiği dadının ne zaman geleceğini kocasına her soruşunda evde buz gibi bir hava esmeye başladı. Kocasının en büyük korkusu eşinle dadının İstanbul'da tesadüfen bir alışveriş merkezinde, caddede karşılaşması. Bunun için dua eden iş adamımız ise, şimdilik çareyi uzak doğulu sevgilisinin dışarı çıkmamasını sağlamakla hallediyor.
Ama bu nereye kadar sürerek, bilinmez...