Kıbrıslı Türkler ve Rumlar’ın ortak olarak 1960 yılında kurdukları Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluşundan 3 yıl sonra 1963 yılında Rumların bu ortaklığı hazmedememesinden dolayı sona ererken,21 Aralık 1963’de tarihe kanlı Kanlı Noel olarak geçen Rum saldırıları ile pek çok Kıbrıslı Türk evlerini,köylerini terk ederek göçmen durumuna düşmüşlerdi.
20 Temmuz 1974’e kadar büyük bir var olma mücadelesi veren Kıbrıs Türk halkı pek çok saldırı ve katliamlarda kayıp vererek bugünlere gelmişti.İşte bu mücadelenin en önemli yapı taşlarından Erenköy Direnişi 46 yaşında.
Haritaya baktığımız zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle sınırı olmamakla birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprağı olan Erenköy’de sivil halk yaşamamakta. Bugün Erenköy’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uyruklu vatani görevlerini yapan askerler yani ‘’Mücahitler’’ dışında direniş sırasında şehit olup hayatını kaybedenlerin mezarları bulunmakta.
Dün gerçekleşen anma törenine katılmak üzere 2 bini aşkın vatandaş karayoluyla giderken; Devlet,hükümet ve askeri yetkililer ise havayoluyla Erenköy’e gitti.Törende konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu,çözüm konusunda ne kadar ısrarcı ve samimi olduğunu ,Kıbrıs Türk Halkının daha fazla çözümsüzlüğün mağduru olmasına dünyadan itilmesine müsaade etmeyeceğini ve yıl sonuna kadar çözüme ulaşma umudunu taşıdığını,yıl sonuna kadar anlaşmazsa herkesin kendi yoluna devam edeceğini yineledi.
20 Temmuz Mutlu Barış Harekatının yıldönümü kutlamaları için adaya gelen Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in de konuşmasında bahsettiği gibi yıl sonuna kadar barış olmadığı taktirde herkesin kendi yoluna gideceği kesindir.
Liderler arasında gerçekleşen görüşmeler her ne kadar olumlu bir havada geçtiği görülse de en önemli müzakere başlığı olan mülkiyette her iki tarafında zıt görüşlere sahip olması bilinen bir gerçek.Rum tarafının çözüm çabalarına taban tabana zıt yeni öneriler ortaya koyarak Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’yi köşeye sıkıştırma taktikleri de her geçen gün artmakta.Birleşmiş Milletler’ in bu duruma daha fazla müsaade etmeyeceği,Kıbrıs sorununu uluslararası konferansa taşımak için Kasım ayına kadar bekleyeceği ve ilerleme olmamasını bahane göstererek duruma müdahale edeceği diplomatik çevrelerde dillendirilmekte.
Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye’nin bu konferansa olumlu cevap vermesine kesin gözüyle bakılırken,Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kamuoyu ise konferansa şiddetle karşı olduğunu her fırsatta dile getirmekte. Şüphesiz ki önümüzdeki 3.5 ay Kıbrıs’ta çok sıcak diplomatik gelişmelerin yaşanacağı ve trafiğin hız kazanacağı bir döneme giriyoruz.Dileğim her türlü çekişme ve huzursuzluklardan uzak,sorunlarını olgunlukla tartışıp çözebilen bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti görmektir. YAKIŞANI DA BU DEĞİL Mİ..?