Akdeniz Üniversitesin'de Kanser Tedavisinde İlkin Müjdesini Prof. Dr . Özkan Çifti Verdi

14 Mart 2026 Cumartesi  12:47

BYTURCO MEDYA HABER MERKEZİ 

Akdeniz Üniversitesi;nde İlklerin Hocalarından Kanser Tedavisinde Çığır Açan Tedavi Merkezi Akdeniz Üniversitesi bünyesinde, lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yüzde 95;e varan başarı oranı
sunan CAR-T Hücre Tedavisi başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın destekleriyle hayata geçirilen
İleri Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi bünyesinde kurulan Akdeniz Üniversitesi Car-T ve Hücresel
Tedaviler Üretim Merkezi çalışmalara başladı.
TÜRKİYE’DE İLK
Türkiye’de ilk olan merkezin açılmasıyla birlikte Türkiye, dünyada bu tekniği uygulayan 8&;inci ülke konumuna
yükseldi. Merkezin ilk hastasını 15 Nisan;da kabul etmesi planlanıyor.
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan,
düzenlenen basın toplantısıyla merkezi tanıttı. Toplantıda, yurt dışına yönelik yüksek maliyetli tedavi
bağımlılığını ortadan kaldıracak yerli ve milli altyapının detayları paylaşıldı. Toplantıya Rektör Yardımcıları
Prof. Dr. Şükrü Sözen ve Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete ve
akademisyenler katıldı.
CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN DESTEKLERİYLE
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasını
ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda
hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihi bir
gün olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz biz 5 yıl önce göreve başladık. 5 yıl önce göreve başladığımız zaman
bizim Ömer Hocayla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili planlarımız vardı. Biz o
planı Sayın Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman hemen incelikle destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın destek verdiği projenin binası. Bu anlamda kendisine canı
gönülden çok teşekkür ediyorum. Hastalar, hasta yakınları adına şükranlarımı sunuyorum. Akdeniz Üniversitesi
olarak biz her zaman ilklere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik.” şeklinde konuştu.
YÜZDE 95 BAŞARI ORANI
Yeni tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Lösemi, lenfoma ve kemik iliği
kanserlerinde, özellikle de tedavileri başarısız olunan hastalar için yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez
bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile dünyada bunu
gerçekleştirebilen 8. ülke oldu. Yüz binlerce dolarlık bir tedavi bu. Artık ülkemizde bunu yapabileceğiz. Bu
tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilerek tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade ediliyor. Yüzde 95
oranında başarılardan bahsediliyor. Bu çok yüksek bir oran. Bu anlamda da çok heyecanlıyız biz. ”diye konuştu.
TAMAMEN TÜRKİYE’DE YAPILACAK
Tedavi için kanın tamamen Türkiye’de işleneceğini belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Türkiye’de bazı
merkezler kanı alıp yurtdışına gönderiyorlar. Biz ise kanı alacağız, tamamen burada muamele edilecek,
metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan, o hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısmı bu.
Yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor aynı yerde yaptığımız için.
Hem de çok daha ucuza yurtdışına göre. İnsanların kalkıp Amerika'ya gitmesine gerek kalmıyor. Ki çok ciddi
bütçeler bunlar, 100 bin dolar, 200 bin dolardan bahsediyorum. Artık bunlara gerek kalmayacak.” ifadelerini
kullandı.
HÜCRELER ÇOĞALTILACAK
Geliştirdikleri metodu başka tedavilerde de uygulamayı planladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan,
“Bir heyecanımız da bu yöntemi sadece kan kanserleri için değil, başka tedavilere de uygulamayı planlıyoruz.”
dedi. Bu tedaviyi Türkiye'de yerli milli olarak uygulamanın gururunu yaşadıklarını anlatan Rektör Prof. Dr.
Özlenen Özkan, “14 Mart olması vesilesiyle bu projeyi Türkiye için kanını feda eden şehitlere, gazilerimize ithaf
etmek istiyorum. Onların açtığı yollarda biz yürüdük. Bu anlamda hem 14 Mart'ımız, hem 18 Mart Çanakkale
Zaferi ve Şehitleri Anma Günümüz kutlu olsun.” dedi.
5 YILLIK BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ
Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise çalışmaların 5 yıl önce başladığını
belirterek, “CAR-T tedavisinin merkezi, bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibarıyla tüm altyapısı,
ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış
bulunuyoruz. Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp
daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi.
Bu aşamada hastanın kanları alınacak. Bir şekilde laboratuvarda savaşan akıllı hücrelere dönüştürülecek, genetik
olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç, yaklaşık
8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak, diğer kısım
da klinik kısmını da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak.” dedi.
İLK HASTA 15 NİSAN DA
İlk hastanın 15 Nisan’da alınacağını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, “En önemli kısmı bahsettiği gibi en son
teknolojik olan teknolojinin, proteinin bu laboratuvarda olması. Başarı oranının yüzde 95'in üzerinde olmasını
bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavisi zaten başarısız olan insanlarda yüzde 95'in üzerinde. Ve CAR-T diye bilinen,
mucize diye bilinen, şu anda günümüzdeki en güncel tedavinin bir laboratuvarda olmuş olması çok önemli. Bu
gördüğünüz binadaki laboratuvar o kısmın, binanın yüzde 25'ini içerecek. Diğer kısmı neleri içerecek? İleriki
dönemde inşallah çok çok iyi bilinen, maalesef çok kötü olan bir prognozu yani seyri olan beyin kanseri gibi
tümörler için de inşallah kısa zaman içerisinde o proteinin transferini, AR-GE'sini yapmış olacağız. Bu
laboratuvarları daha geliştirmeye devam edeceğiz. Aslına bakarsanız çok önemli bir günde, anlamlı bir günde bu
müjdeyi vermiş oluyoruz. Bir 5 yıllık emeğin de inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibarıyla tüm ekipmanlar
yerleşti. 1 Nisan itibarıyla validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz ve 15 Nisan
itibarıyla de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz.” diye konuştu.
HEM ÜLKEMİZ HEM DE YURT DIŞI HASTALARI İÇİN BİR UMUT
Hem ülkemizdeki hem de yurtdışındaki hastalar için merkezin önemine değinen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Kan
kanseri tabii yani uzmanlık alanı, ilgili hocalarımızın öncelikli olarak oldukça yaygın bu önemli hastalık. Zaten
bildiğiniz bir şey, bunun için birçok kuruluş kurulmuş durumda. Tedavide aslına bakarsanız çok ileri gidildi ama
maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyondan hem tedavinin yetersizliğinden
kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu
nedenle kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah.
Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından, özellikle bizim yurt dışına gönderirken artık yurt dışından bu
hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bizim en yakın merkezimiz, bize İsrail buradaki en yakın. Ama
Orta Doğu'da, o çevremizdeki bölgeler neticesinde birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı var. Şimdi vücutta
aslına bakarsanız kanserle savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor, ya miktar olarak
yetişemiyor ya da güçlü olamıyor. Bu hücreleri, ben anlaşılacak şekilde anlatayım; hücreleri alacağız, savaşan
hücreler alınıyor. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip, o kanser türüne doğru savaşabilecek ekler
ekleniyor, bunlara reseptörler, antijenler deniyor. Bunlar eğer yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması
sağlanacak. Bunun için reaktörler var, her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bizde dört tane
olacak şu an için. Şu an için yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artacak. Daha sonra bu hücreler
milyonlarca kez çoğaltılacak.” İfadelerini kullandı.
DONDURMA AŞAMASI OLMADAN VERİLECEK
Tedavide hiçbir şekilde dondurma olmayacağını belirten Prof. Dr. Özkan, “Taze olarak hastalara hiçbir şekilde
dondurma aşaması olmadan verilebilecek. Kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek
ve bunun dışarısında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiselleştirilmiş, kişiye özel bir kanser tedavisi
olacak. Aslında son yıllarda bildiğiniz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, o kemoterapilerin yan
etkilerini azaltmak için çoğaldı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki
amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa yan etkileri var,
onlar için de önlemleri almamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.
DEVLET İMKANIYLA KURULDU
Laboratuvarın devlet imkanları ile kurulduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Şu anda dediğim, bu
sadece bizim bu binanın yüzde 25'ini karşılıyor. Talep olduğu sürece biz bunu 4 katına kadar artırırız ki, şu
andaki hedefimiz yıllık 100 hasta, minimum. Ki bu 150'ye kadar şu anki zaten teçhizatla çıkartılabilir. Ama
bunların dediğim gibi reaktörlerde hücrenin çoğaltılması işleminin tamamlanması 7 gün gibi planlanıyor bizim
aldığımız sistemde. Bazı hastalarda 9-10 güne kadar çıkabilir ama dediğim gibi bizim aylık 10-12 hasta alma
potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar da çıkartma potansiyelimiz var. Taleplere göre Çünkü pahalı bir
tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha ucuz yaptırmayı planlıyoruz inşallah, hesaplarımız öyle gösteriyor.
Çünkü yerli üretim imkanlarımızı. Tamamıyla devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin
imkanlarıyla da oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Çünkü tamamen bizim bilimsel araştırma projelerinin
altyapısıyla oluşturulmuş bir teçhizat ve teknoloji transferi oldu. Çocuklarda daha çok lösemi görülüyor zaten.
Onlara tedavisi başarılı şekilde yapılıyor ama erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah çözülecek. Bizim
AR-GE kısmında da inşallah biz diğer kısımlarda mutlaka o çalışmayı düşünüyoruz ama bizim zaten en kısa
hedefimiz de beyin kanseriyle olan kısmı şu an için” dedi.
TEKNOLOJİ TRANSFERİNİ KORE’DEN YAPTILAR
Teknoloji transferini Kore’den yaptıklarını belirten Prof. Dr. Ömer Özkan, “Teknoloji transferini biz Kore'deki
Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen bir firmadır. Şu anda dünyada proteinlerin isimleri var arkadaşlar,
anlayın diye söyleyeyim. Belli firmaların, Novartis, bilinen firmalar vardır, bunların proteinleri çok iyi bilinir.
Çin firması var, Amerikan, Kore firmaları vardır. Bizim kullandığımız Kore merkezi, Amerikan firmasıdır.
Buradan yaptığımız teknoloji transferini kullanıyoruz. Bunun özelliği nedir? En son AT101 denen bir protein
bağlanacak bizim hücrelerimize. Bu şu anda bilinen, yayınlanan, en yüksek tedavi oranlı, en az komplikasyon
belirten protein olacak. Güzelliği bu. O nedenle bu firma içeride bize AR-GE yapılma imkanı sağlayacak.”
Şeklinde konuştu.
EN ZOR DURUMDA OLAN HASTAYA ÖNCE BAŞLANIR
Tedavinin mevzuatı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ömer Özkan, “Ülkeden kan çıkışı, aslına bakarsanız çok legal
bir durum değil şu an için. Mecburiyet kanser nedeni gönderilmiş olsa bile mevzuata aykırı. Dışarı gönderilmesi
tamamıyla, tüm tedaviler burada gerçekleşecek, dışarıya herhangi bir örnek gönderilmeyecek şu an için. Çok
hastamız var, tabii biz hani hasta özelinde seçme önceliğimiz yok. En zor durumda olan hastalara ilk önce
başlanır, en adil şekilde hocalarımız belirleyecek inşallah. Hani hasta ayrımı yapma gibi bir şeyimiz yok. Zaten
en kısa şekilde yapacağız inşallah. Burada tabii Sağlık Bakanlığı'nın önemli katkısı var. TİTCK dediğimiz
ruhsatlandırma yapan merkezin zaten kontrolünde de yapılmış bir laboratuvar burası. En kısa sürede
ruhsatlandırması ve tedavisi, önce validasyon dediğimiz sistemi bir 10-15 gün kadar alacak. Onun için 15 Nisan
bekliyoruz.” açıklamalarında bulundu.
TÜRKİYE’DE BÖYLE NİTELİKLİ TESİS DAHA KURULMADI
TCT Sağlığı Temsil eden Erkan Vankan, “Yaklaşık 2 yıldır üzerinde çalıştığımız bir proje. Ekip olarak
Türkiye'deki ilaç AR-GE'si ve sağlık teknolojileri alanında çalışıyoruz. CAR-T tedavileri, modern tıbbın geldiği
en ileri tedaviler. Ancak maalesef günümüzde ve Türkiye'mizde böyle nitelikli üretim tesisi daha kurulmadı.
Dolayısıyla bu ilk kurulduğu için, önce Akdeniz Üniversitesi'ne hayırlı olmasını temenni ediyorum ve bütün
vatandaşlarımıza, Türkiye Cumhuriyeti'ne de hayırlı olsun. Burada kurulan tesis, yaklaşık 360 metrekare
içerisinde, GMP gerekliliklerine uygun olarak tasarlandı. B class üretim alanı, C class üretim alanı ve C class 3
adet kalite kontrol ve mikrobiyoloji alanlarını kurguladık. Burada damardan damara full kontrol
sağlayabileceğimiz dijital izleme sistemleri ile bunu oluşturduk. Amacımız bu tedaviyi bağımsız olarak, bireysel
tedavi olduğu için hastadan hastaya sapma olmadan üretilmesini sağlamak. Kapasitemiz de dediğiniz gibi yılda
100 hastalık bir kapasite kurulmuş durumda.” dedi.
BÜTÜN HASTALARA ŞİFA OLUR
Tedavi yöntemi hakkında bilgi veren Vankan, “Aslında CAR-T prosesinden basit olarak anlatmam gerekirse,
aferez sonrasında hastadan alınan bağışıklık T hücrelerinin kontrollü koşullarda üretim alanına alınması ile bu
süreç başlıyor. Biz burada Cytiva'nın Flex Factory platformunu kurduk. Bu platform dünya standartlarında,
mevcut ticari ürünlerin üretiminde kullanılan bir standarttır. Burada, tüm kapalı sistem eşliğinde aferez ile alınan
kan örnekleri yıkama, izolasyon işlemlerine tabi tutulur ve bağışıklık T hücrelerinin izolasyonları yapılır.
Akabinde bunları biz vektörle muamele ederek savaşçı hale getirmeyi amaçlıyoruz. Ve bu savaşçı hale
getirdikten sonra da iç odada, üretim odamızda, sayılarını hastaya verilecek seviyede çoğaltıyoruz. Bütün işlem
burada geçen işlem. Üretim işlemi 7 gün, hastadan hastaya geçen süreyi de yaklaşık 20 gün olarak kurgulamış
bulunmaktayız. Umarım bütün hastalarımıza şifa olur burada üretilecek ürünlerimiz.” dedi.
8. OLMAYA ADAYIZ
Dünyada 8. Olmaya aday olduklarının altını çizen Vankan, “Özellikle kan kanserleri, lenfoma, lösemi ve bunun
alt tipleri ile dünyada birçok klinik çalışma yürütülmektedir. Ancak ticari nosyon olarak baktığımızda FDA
onaylı 7 ürün var dünyada. Biz 8. olmaya aday, Faz 2 sonuçları oldukça bizi tatmin etmiş bir ürünü 1.5 yıldır bu
ürünümüz Kore'de geliştirildi, bu ürünü Amerika'da da valide ederek ticari hale getirmeyi amaçlıyoruz.
Dolayısıyla buradaki temel fark aslında bu. Yüksek sayıda hastaya ulaşabilmesini sağlamak. 50 binden fazla
hasta dünyada bu tedavilere ulaşmış durumda. Ancak maalesef ki Türkiye'de daha ulaşamadı. O yüzden inşallah
bu merkezle birlikte hastalarımızı hem Türkiye hem de uluslararası arenadan da Akdeniz Üniversitesi gibi
önemli bir merkeze çekmeyi başaracağız.” şeklinde konuştu.
25 ÜLKEDEN GELEN HASTALARI TEDAVİ EDEBİLECEK KOŞULDA OLACAĞIZ
Merkezin kapasitesi hakkında bilgi veren Vankan, “Bu tedaviler aslında sadece CAR-T olarak uygulamak doğru
değil. Bunlar kendi aralarında hücresel ve gen terapileri alanında geçiyor. CAR-T, ancak sonuçları oldukça kabul
edilmiş, uluslararası standartlarda başarı göstermiş bir tedavi yöntemi. Zaten altyapımız sadece bu üretime göre
dizayn edilmedi. Burada daha teknik olmak gerekirse sizin de bahsettiğiniz alt immünoterapi ürünlerinin
üretimini de kurguluyoruz. Hatta sürpriz bir iki sene içerisinde yeni NK cell terapileri, egzozom terapileri de bu
merkez içerisinde üretilmeye hazır hale gelebilecek. Dünyadaki ivmelenme çok hızlı. Özellikle kemoterapi ve
radyoterapi alanında başarı gösteremeyen hastaların ya da akıllı ilaçlara ulaşamayan hastaların bu tedavilerle
daha hızlı şekilde artacağı bir gerçek. Dünyadaki projeksiyonu da 2034'e kadar dediğiniz gibi 10-15 milyar
dolarlara ulaşacak seviyede bekleniyor. Umarım hem Türkiye'miz burada gerekli rolü üstlenir ve bölgeye de bu
tedaviyi veren bir merkez haline gelir. Zaten lisansını yaptığımız bu ürünün 25 ülkede uygulama hakkına sahibiz.
Dolayısıyla burada üretilecek ürün, sadece Türk hastalarına değil, bir sağlık turizmi, programlı bir sağlık turizmi
çerçevesinde 25 ülkeden gelen hastayı da tedavi edebilecek koşullarda olacaktır.” ifadelerini kullandı.



Sayfa Adresi: http://www.byturco.com/haber/Akdeniz-Universitesin-de-Kanser-Tedavisinde-Ilkin-Mujdesini-Prof-Dr-Ozkan-Cifti-Verdi/420529