İrem Kesim Yazdı : Hak mı Kazanır, Hakkaniyet mi?

18 Nisan 2026 Cumartesi  16:51

BYTURCO MEDYA HABER MERKEZİ 
 
Yüksek Öğrenim tahsilini KKTC'de  Girne Amerikan Ünüversitesi (GAÜ) de  Hukuk Fakültesinde alan  Byturco Medya Yayın Grubumuz Başkan Vekili İrem Kesim Byturco Medya Grubumuza ait Gazetelerde çok özel gündeme ait köşe yazılarıyla sizlerle  birlikte

Okuyucularımızın İlgiyle okuyacağı bir köşe yazısı daha 

İŞTE YENİ KÖŞE YAZISI 

Hak mı Kazanır, Hakkaniyet mi?

Dün  akşam, Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları tarafından sahneye konulan Kafkas Tebeşir Dairesini izlerken, kendimi bir seyirciden çok, bir sorunun tam ortasında buldum.
Sahne karardığında salondan çıkan kişi artık aynı değildi; çünkü bu oyun, izlenip geçilen bir anlatı değil, insanı düşünmeye zorlayan, hatta yer yer rahatsız eden bir iç yolculuktu.

Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi  ekibi  olarak, bu oyuna nazik bir davet üzerine katıldık.
Açıkçası bir tiyatro izlemeye gittiğimizi düşünüyorduk; ancak sahne ilerledikçe, bunun bir sanat etkinliğinden çok daha fazlası olduğunu fark ettim. Çünkü Brecht’in metni, yalnızca bir hikâye anlatmıyor; hukukun en temel meselelerinden birini, adeta gözlerimizin önünde yeniden kuruyordu.

Sahneye bırakılan bir çocuk… Onu doğuran ile onu büyüten arasında kalan bir hayat… Ve ortasına çizilen bir tebeşir dairesi…

İlk bakışta bir annelik meselesi gibi görünen bu durum, aslında hukukun en eski sorusunu yeniden gündeme getiriyor:
Hak, kime aittir?

Bir hukukcu adayı i olarak zihnimde ilk beliren refleks, bu soruyu pozitif hukuk çerçevesinde çözmek oldu. Soy bağı, doğum, hukuki statü… Ancak oyun ilerledikçe, bu ölçütlerin sahnede yetersiz kaldığını fark ettim. Çünkü hayat, çoğu zaman hukukun öngördüğü kadar net ve düzenli işlemiyor.

Yargıç Azdak sahneye çıktığında, alıştığımız hukuk düzeni adeta yerle bir oldu. Ne usul bildiğimiz gibiydi ne de karar verme süreci. Kuralların dışına çıkan, hatta yer yer keyfî görünen bir yargılama vardı. Ama bütün bu düzensizliğin içinde ortaya çıkan sonuç, şaşırtıcı biçimde adalet duygusunu tatmin ediyordu.

İşte bu noktada insan durup düşünmeden edemiyor:
Hukuk her zaman adaleti sağlar mı?

Çünkü oyunun doruk noktası olan tebeşir dairesi sahnesinde mesele tamamen çıplak hale geliyor. İki kadın, bir çocuğu kendilerine doğru çekmeye zorlanıyor. Bu, bir mülkiyet meselesi değil; bir vicdan sınavı.

Ve sonuç…
Çocuğu çekmeyen kazanıyor.

Bu karar, teknik anlamda hukuki olmayabilir. Ama hakkaniyet duygusunu en güçlü şekilde ortaya koyan sonuç belki de tam olarak budur. Çünkü gerçek sahiplik, bazen sahip çıkabilme iradesinde değil, zarar vermeme sorumluluğunda saklıdır.

Bu sahne, yalnızca bir tiyatro anı değil; aynı zamanda hukuk eğitimi açısından canlı bir örnek niteliğindeydi. Velayet uyuşmazlıklarından sosyal devlet tartışmalarına kadar pek çok alanda karşımıza çıkan o temel gerilim—hukuk ile hakkaniyet arasındaki mesafe—bu oyunda son derece yalın ama çarpıcı bir şekilde görünür hale geldi.

Oyun sona erdiğinde salonda oluşan sessizlik, aslında herkesin aynı soruyla baş başa kaldığını gösteriyordu.
Ardından, davete icabet eden Girne Amerikan Üniversitesi Hukuk Fakültesi seyircileri olarak sahneye çıkarak sanatçılara çiçek takdim ettik.
Bu an, yalnızca bir teşekkür değil; aynı zamanda bu güçlü anlatıya duyulan saygının bir ifadesiydi.
Bu noktada şunu da özellikle belirtmek gerekir ki sahnede ortaya çıkan bu güçlü etki yalnızca metnin derinliğinden değil aynı zamanda çok katmanlı bir emeğin ürünüdür. Nitekim oyunun taşıdığı düşünsel yoğunluk sahne üzerinde hayat bulan kolektif bir çalışmanın sonucudur.

Bu çerçevede oyunda rol alan Zehra Evliya Parıldak, Ulaş Öğüç, Diren Özdoğal, Ali Şaşkara, Cevahir Caşgir Hadımcı, Çağda Özsoy, Özlem Özkaram, Deniz Aslım, Gözde Öner, Kurtuluş Altaylı, Pınar İnandım, Yıltan Kahraman, Mehmet Davutoğlu, Mehmet Samer, Hüseyin Kombaycı ve Nazım Bayraktaroğlu’nun sahne performansları anlatının duygusal ve düşünsel yükünü başarıyla taşımaktadır.
Yönetmen yardımcılığını Halit Tümkan ve Diren Özdoğal üstlenirken dramaturji Füsun Ataman tarafından yürütülmüş; dramaturji asistanlığını Ayla Çağla Öztaşcı, Kurtuluş Altaylı, Gözde Öner ve Suzan Polat gerçekleştirmiştir. Koreografi İçim Ağlamaz’a, koreografi asistanlığı Çağda Özsoy’a, reji asistanlığı Ayla Çağla Öztaşçı’ya aittir.
Dekor tasarımı Halil Akarsu, kostüm tasarımı Ali Moda, kostüm tasarım asistanlığı Tamer Can Özçimen tarafından yapılmış; ışık tasarımı Günel Hamis ve Diren Özdoğal tarafından üstlenilmiştir. Aksesuar tasarımı Kezban Akşit’e, afiş, broşür, heykel ve kukla tasarımı Naz Atun’a, fotoğraf ve video çalışmaları Uğurcan Bayraktaroğlu’na aittir.
Oyunun özgün bestesi Seren Coşaner tarafından hazırlanmış olup müzikte Umut Zeytin, Seren Coşaner ve Ulaş Öğüç yer almaktadır. Proje sorumluluğunu Diren Özdoğal üstlenmiştir. Teknik ekipte dekor uygulamada Günel Hamis, Yalçın Arıcı, Ali Keçecioğlu ve Uğurcan Bayraktaroğlu; ışık uygulamada Günel Hamis; efekt uygulamada Uğurcan Bayraktaroğlu görev almış; sahne amirliğini Melik Bektaş, turne amirliğini ise Halit Tümkan yürütmüştür.

Bu geniş ve disiplinli kadronun ortaya koyduğu çalışma oyunun yalnızca izlenen değil hissedilen bir deneyime dönüşmesini sağlamaktadır.

Salondan ayrılırken zihnimde tek bir cümle kaldı:

Hukuk, her zaman adaleti garanti etmez.
Ama adalet arayışı, hukukun varlık sebebidir.

Ve bazen adalet, bir kararda değil;
bir çocuğun elini bırakabilme cesaretinde ortaya çıkar.



Sayfa Adresi: http://www.byturco.com/haber/Irem-Kesim-Yazdi-Hak-mi-Kazanir-Hakkaniyet-mi/420562